Yapay zekâ ile ilgilenmeye başladığımda ilk kafamı karıştıran şeylerden biri şuydu: “Makine öğrenmesiyle derin öğrenme aynı şey mi? Yoksa farklı teknolojiler mi?”
Zamanla öğrendim ki, bu ikisi birbirine çok yakın kavramlar ama aslında bazı temel farklara sahipler. Bu yazımda, öğrendiklerimi sade bir dille sizlerle paylaşmak istiyorum.
Makine Öğrenmesi Nedir?
Makine öğrenmesi (Machine Learning), bilgisayarların verilerden öğrenmesini ve bu öğrenme sayesinde karar verebilmesini sağlayan bir yapay zekâ alt dalı.
Örneğin:
- Elimizde kedi ve köpek resimleri var.
- Bilgisayara önce bazı örnekler gösteriyoruz (bu kedi, bu köpek).
- Sonra ona yeni bir görsel veriyoruz ve “Bu kedi mi, köpek mi?” diye soruyoruz.
Makine öğrenmesi bu noktada devreye giriyor.
Kısacası: “Veriyi al, örüntüyü öğren, tahmin yap” mantığına dayanıyor.
Derin Öğrenme Nedir?
Derin öğrenme (Deep Learning) ise makine öğrenmesinin bir alt alanı.
Farkı şu:
Makine öğrenmesinde özellikleri (örneğin: kulağın uzunluğu, gözün şekli) biz belirliyoruz.
Ama derin öğrenmede bu işi yapay sinir ağları otomatik olarak yapıyor.
Derin öğrenme, özellikle çok büyük veri setleriyle ve karmaşık problemlerle çalışmak için tasarlanmıştır.
- Örnek: Ses tanıma, yüz tanıma, otonom araçlar, dil çeviri sistemleri…
Ve evet, derin öğrenme dediğimiz şey aslında beynimizin çalışma şeklini taklit eden katmanlı yapay sinir ağlarına dayanıyor.
