Geçenlerde arkadaşlarla otururken laf yine yapay zekaya geldi. Hani artık klasik oldu ya, “Robotlar bizi ele geçirecek mi?”, “Yapay zeka işlerimizi alacak mı?” diye başlayan muhabbetler… Ama bu sefer farklı bir yöne gittik: Etik ve güvenlik meselesi.
Bu yazıda da biraz o konuşmanın devamını getirmek istedim. Hazırsan başlayalım.
Bu Sistemler Karar Verirken Ne Kadar Tarafsız?
Şimdi şöyle düşün: Bir yapay zeka modeli geliştiriliyor. Bu modele büyük miktarda veri yükleniyor. Ama o veriler zaten insanlar tarafından oluşturulmuş, yani taraflılık (bias) barındırma ihtimali çok yüksek.
Örneğin bir işe alım sistemine geçmiş veriler veriliyor. Eğer geçmişte daha çok erkek çalışan işe alınmışsa, sistem otomatik olarak “erkek aday daha iyidir” sonucuna varabiliyor. Korkunç değil mi? Çünkü yapay zeka bir “niyet” ile hareket etmiyor, sadece elindeki örneklerden öğreniyor. Elindekiler hatalıysa, sonucu da hatalı oluyor.
Sorumluluk Kime Ait?
Beni asıl düşündüren şeylerden biri bu: Diyelim ki bir otonom araç kaza yaptı. Sorumlu kim? Arabayı yapan mühendis mi? Veriyi toplayan şirket mi? Arabayı satın alan kişi mi? Yoksa karar veren algoritma mı?
Şu an bu konuda dünya çapında net bir çizgi yok. Ve açıkçası bu belirsizlik beni rahatsız ediyor. Çünkü teknoloji ne kadar hızlı ilerlese de hukuki altyapılar o kadar hızlı şekillenemiyor.
Derin Sahtecilik (Deepfake) Meselesi
Eskiden bir videoda birinin bir şey söylediğini görsek “bu gerçek” derdik. Artık öyle bir noktaya geldik ki, bir insanın yüzünü başka bir videoya oturtmak, sesini taklit etmek çocuk oyuncağı oldu.
Bunun şakası bir yana, bu tarz sahte içeriklerle insanlar dolandırılıyor, itibarsızlaştırılıyor, toplumsal huzur bozulabiliyor. Özellikle seçim dönemlerinde bu teknolojiyle oynanabilecek oyunları düşünmek bile istemiyorum. Ve üzülerek söylüyorum, bu işin kötüye kullanımı için çok da büyük teknik bilgi gerekmiyor artık.
Gözetim ve Mahremiyet Konusu
Bir diğer konu da şu: Bu teknolojiler bizi çok yakından izleyebiliyor. Yüz tanıma sistemleri, davranış analizleri, konum takibi… Hepsi bir araya geldiğinde, neredeyse özel hayat kalmıyor.
Bazı ülkelerde bu sistemler “güvenlik” adı altında her yerde aktif. Bir yandan güvenli hissettiriyor olabilir ama öte yandan şöyle bir soru aklımda dönüyor:
Gerçekten özgür müyüz, yoksa sürekli izlendiğimiz bir “akıllı hapishanede” mi yaşıyoruz?
Her Şey Herkesin Elinde Olmalı mı?
Ben bu konuda biraz temkinliyim. Yani her geçen gün yapay zeka araçları daha da erişilebilir oluyor. İsteyen herkes birkaç tıklamayla metin yazdırabiliyor, görüntü üretebiliyor, analiz yapabiliyor.
Güzel mi? Evet.
Ama yanlış kişilerin eline geçtiğinde? O zaman işler sarpa sarabilir.
Kısacası teknoloji demokratikleşiyor, ama bu demokrasiyle birlikte kontrolsüzlük riski de büyüyor. Herkesin eline bu kadar güçlü araçları verirken, onları nasıl kullandığımızı denetleyecek bir sistemimiz yok şu an. Bu da ister istemez içimi huzursuz ediyor.
